Latest Entries »

Merhaba dünya!

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!

Reklamlar

Cola neden şişmanlatır?

İlk 10 ve ilk 40 dakikada bakın Cola vücutta kan şekerini nasıl etkiliyor:


İç ve Kalp Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, bir bardak Cola’nın 60 dakikada vücuda verdiği zararları anlattı. İşte felakete götüren kısır döngü.


İç ve Kalp Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, Cola’nın zararları hakkında ilginç açıklamalarda bulundu.


www.barsakforum.com sitesinde yazan Prof. Dr. Karatay, ’kola içince vücudunuzda neler olduğunun farkında mısınız?’ diyerek aşağıdaki açıklamayı yaptı:

 

İlk 10 dakikada: Kanınıza hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal günlük dozun 100 katı kadardır. Bulantınızın olmamasının nedeni içinde bulunan ’fosforik asiddir’.

***İlk 20 dakikada: Kan şekeriniz aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreasınızda aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak depolanmaya başlar.

***40 dakika içinde: Kafeinin tamamı dolaşıma girmiş olur. Kan basıncı yükselir, karaciğerden daha fazla şeker yapılarak kana geçer ve kan şekeri tekrar yükselir.

***45 dakika içinde: Beyinde dopamin yapımı artar, mutluluk hissi başlar (eroinin etkisine benzer bir etki meydana gelir.)

***60 dakika içinde: Ani açlık hissi oluşur.

***Tekrar kolaya ve tatlılara saldırısınız.

***Bu kısır döngü devam ettiği süre karaciğer ve göbek yağlanması artar, vücudun tüm hücrelerinde LEPTİN ve İNSÜLİN DİRENCİ gelişir.

***Şişmanlık hastalığını başlatmıştır ve bütün dejeneratif hastalıkların nedenidir.


Hala cola içmek istermisiniz ?

Yoksa taze sıkma portakal ve nar suyumu sıktırırsınız gittiğiniz restaurantlarda? 

Maalesef sıkma portakal suyu yok!! Diyen lokantaları protesto edin. 20 milyon liraya bir meyve sıkma makinası aldırın. Aksi halde bir daha gelmeyeceğinizi söyleyin..

Sağlığımıza dikkat edelim. Restaurantlarda Cola, Fanta, Zero varsa. Sıkma taze portakal, mandalina, kivi suları da olsun.

alıntı internet medya

Yemekte doğru bilinen 11 yanlış

 

Günlük hayatta sıklıkla yediğimiz gıdalarla ilgili yapılan birçok hata var. Bunlar yanlış beslenmeye yol açıyor. Birçok insan, sağlıklı yaşamak için yemek seçimlerine özen gösterir. Çocuklar için seçilen yemeklerin protein ve mineral açısından zengin olmasına dikkat edilir.

 

Hastalandıklarında çeşit çeşit karışımlar hazırlanır ki çabuk ayağa kalkabilsinler. Aynı şekilde eşler birbirine, öğrenciler ev arkadaşlarına hastalandıklarında iyi bakabilmek için ellinden geleni yapar. Ancak sağlıklı olduğunu düşünerek tükettiğimiz yiyecek ve içecekler bazen yanlış beslenmemize neden olabiliyor. Üstelik doğru bildiğimiz bu yanlışlar yalnız hastalık durumlarında yapılmıyor.

 

Günlük hayatta sıklıkla yediğimiz gıdalarla ilgili yapılan birçok hata var. Et yemeklerinin yanında ayran içmek, yemek arasında su içmemek, balı sıcak su veya sütle karıştırmak bunlardan yalnızca birkaçı. Bu yanlışların neler olduğunu öğrenmek isterseniz uzman diyetisyenler Turgay Köse, Dilara Koçak ve bilim doktoru Haluk Saçaklı ‘nın tavsiyelerini okuyun.

 

Balık yanında yoğurt yememek:

Bilinenin aksine balık tazeyse yoğurtla birlikte yenilmesinde sakınca yok. Zehirlenmenin sebebi yoğurt değil, balığın içinde bulunan ‘histamin’ proteini. Bu madde yoğurtta da olduğundan, birlikte yenildiğinde vücuttaki ‘histamin’ miktarı artabiliyor ve alerjik durumu olan kişilerde kızarıklığa ya da kaşıntıya neden olabiliyor. Balığınızın tazeliğine güveniyorsanız, yoğurtla birlikte tüketmenizin hiçbir sakıncası yok.

 

Pekmeze yoğurt veya süt eklemek:

Genellikle anneler faydalı olduğunu düşündüğü için çocuklarına yedirdikleri pekmeze yoğurt veya süt katar ya da tam tersi süte pekmez ekler. Hâlbuki sütün içinde bulunan kalsiyum, pekmezde bulunan demirin emilimini azaltıyor. Demir, C vitamini ile birlikte tüketildiğinde emilim artıyor ve C vitamini demirin vücutta daha iyi kullanılmasını sağlıyor. Bu sebeple pekmez, süt yerine portakal suyu ile karıştırılırsa çok daha faydalı olacaktır.

 

Et yemekleri yanında ayran içmek:

Et yemeklerinin yanında ayran içmek vazgeçilmez geleneklerimizdendir. Fakat yukarıda anlattığımız nedenden dolayı et ve ayranı ya da yoğurdu bir arada tüketmemek gerekiyor. Etteki demirin emilimini, ayrandaki kalsiyum azaltıyor. Eğer et yemeklerini de C vitamini ile birlikte yerseniz emilim artacaktır. Mesela et yemeğinin yanına, içinde maydanoz ve biber olan bol limonlu bir salata hazırlayabilirsiniz. Böylece C vitamini açısından zengin olan maydanoz, biber ve limon sayesinde etteki demirden maksimum fayda sağlarsınız.

 

Ispanağı yoğurtla birlikte yemek:

Ispanakta da demir vitamini olduğundan yoğurtla yememeniz gerekenlerden. Sadece ıspanağı değil, içinde demir olan yiyecekleri kalsiyumla tüketmeyin.

 

Yemek yanında su içmemek:

Birçoğumuz yemek yerken su içmenin kilo aldıracağını düşünürüz. Ne kadar susasak da su içmeyi yemekten 1-2 saat sonrasına saklarız veya yemeğe başlamadan içeriz. Kulaktan dolma bu inancın tersine yemek sırasında su içmek kilo aldırmaz, tam tersi iştahı yatıştırmaya yardımcı olur. Yalnızca sindirim sorunu olanlar yemek sırasında su içmemeli.

 

Aç karnına limonlu, sirkeli su veya greyfurt suyu içmek:

Kilo problemi olan birçok insan, aç karnına sirkeli, limonlu su veya greyfurt suyu içmenin zayıflatacağını düşünür. Suya eklenen limon veya greyfurt, C vitamini içeriği dolayısıyla, güne başlarken kendini iyi hissetmenizi sağlayabilir. Ancak bu uygulamanın ne yazık ki zayıflatıcı hiçbir etkisi yok. Hatta sindirim sisteminizde rahatsızlık varsa sirkenin zararlı etkileri de olabilir.

 

Zeytinyağı, katı yağlar gibi kilo aldırmaz:

Zeytinyağı kalp ve damar sağlığı için faydalı olsa da kilo yapma bakımından diğer yağlardan farksız. Zeytinyağı da olsa margarin de olsa bütün yağların 1 gramı 9 kalori enerji veriyor. Yani zeytinyağı da gereğinden fazla tüketildiğinde kilo yapıyor.

 

Balı sıcak sütle karıştırmak:

Kendimizi biraz kötü hissettiğimizde, grip olacağımızı düşündüğümüzde hemen aklımıza gelir sıcak suya bal ve limon karıştırıp içmek. Sıcak sıcak içmeye önem verdiğimiz bu karışımın boğazlarımıza iyi geleceğini düşünürüz. Sıklıkla yaptığımız bu yanlış, aslında baldaki protein, mineral ve enzimlerin kaybedilmesine neden oluyor. 43 derecenin üzerinde ısıya maruz kalan bal, tüm besin değerini yitiriyor ve sıcak suyun, sütün ya da çayın içinde yalnızca tatlandırıcı işlevi görüyor. Bu nedenle balı ılık su, süt veya meyve suyu ile tüketmeye özen gösterin.

 

Kolesterolü artırır diye yumurta yememek:

Yumurta anne sütünden sonra en kaliteli protein kaynağı olarak kabul edilir. Bu sebeple hiçbir sağlık problemi olmayanlar günde 1 yumurtayı rahatlıkla yiyebilir. Kolesterol, şeker veya tansiyon gibi problemi olanların haftada 2 yumurta tüketmesi daha uygu. Yumurtayı haşlama olarak yiyebileceğiniz gibi menemen, omlet, çılbır şeklinde 1 tatlı kaşığı yağ ile tüketebilirsiniz.

 

Kepek ekmek ve light ürünler, kilo aldırmaz:

Kepek ekmeğinin kalorisi, beyaz ekmeğe göre biraz daha az olduğundan, kadınlar genellikle kepek ekmek yemeyi tercih ediyor. Ancak kepek ekmek ile beyaz ekmek arasında çok büyük bir kalori farkı yok. ‘Nasılsa kalorisi az’ diye kepek ekmeğini fazla tüketenler ise zayıflamak yerine kilo alıyor. Aynı şekilde üzerinde light yazan yiyecek ve içeceklerin tüketimlerine de dikkat edilmesi gerekiyor. Çünkü bu ürünlerin içinde şeker olmamasına rağmen yağ, un, tuz gibi lezzet veren öğeler var.

 

Yemekten hemen sonra meyve yememek:

Yemekten sonra meyve yenilmesinin yağlanmaya sebep olacağı düşünülür. İkinci tabak yemek yerine, bir porsiyon meyve (1 elma, 1 portakal, 2 mandalina veya 1 armut ) yemek daha az enerji alımını yani daha az yemeyi sağlar. O nedenle yemek sonrası doygunluk sağlanamıyorsa, aşırıya kaçmayarak meyve yenilebilir. Ancak her besinin aşırı tüketilmesi yağ olarak depolanmasını artırır.

 

 

 

 

 

alıntı : internet medyasından …

Kız kulesi ve Nazım

1827 yılında Almanya’nın Brandenburg kentinde Karl adında bir cocuk
dünyaya gelir. Babası müzik öğretmeni olan Karl, aile icinde baş
gösteren huzursuzluklardan dolayı bir Fransız yetimhanesine gonderilir. Daha sonra gemilerde miço olarak çalışır. Hamburg’tan kalkan bir gemiyle İstanbul’a giderken henüz 12 yaşındadır.




Gemi İstanbul’a geldiğinde denize atlayan Karl, Kız Kulesi’ne yüzerek
kaçar. Kendisini kurtaran Kız Kulesi’nin bekçisine gemiye geri dönmek
istemediğini söyler. İki ülke arasında küçük bir politik sorun yaşanır. Ama Osmanlı sadrazamı Ali Paşa sorunu çözer ve Karl’ı
korumasına alır. Karl Mehmet Ali adını alır. Mehmet Ali, Kırım, Bosna
ve Karadağ savaşlarından sonra 2. Abdulhamit döneminde paşa unvanını
alır.



Mehmet Ali Paşa, 1878 yılında imzalanan Berlin Antlasması’nda
Osmanlı’yı temsil eden üç kişiden biri olur. Almanca, Fransızca,
Yunanca, Farsca ve Arapca dillerinde şiirler yazan Mehmet Ali Paşa’nın dört kızı olur. Pasa’nın Leyla adındaki kızının da bir kızı olur; Celile.




Celile bir erkek çocuk doğurur: Şair Nazım Hikmet!




Görüldüğü gibi Karl’dan Nazım’a uzanan hikayenin gösterdiği gibi, Kız
Kulesi’nin her zaman hikayeleri vardır. Eger Kız Kulesi Karl’ı
kurtarmasaydı, Nazım olmayacaktı..




Sunay AKIN
KUVAYİ MİLLİYE ŞEHİTLERİ
 
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
Sakarya’da, İnönü’nde, Afyon’dakiler
Dumlupınar’dakiler de elbet
ve de Aydın’da, Antep’te vurulup düşenler,
siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
yatarsınız al kanlar içinde.
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
siz toprak altında derin uykudayken
düşmanı çağırdılar,
satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
kalkıp uyandırın bizi!
Uyandırın bizi!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!
 
Nazım Hikmet 1959

Rakı adabı

AYDIN BOYSAN ’DAN RAKI TAVSİYELERİ

 

Rakı Masası Adabı

 

*Rakıyı güneş battıktan sonra, yavaş yavaş ve  muhabbet eşliğinde içmeli. Rakıdan küçük küçük yudumlar alınır.

 

*Bülent Ersoy öyle içiyor diye bir dikişte bir duble rakıyı içmek makbul değildir.

 

*Buz gibi şişeden bardağa çevire çevire dökülür ve o nefis kokunun daha fazla yayılması sağlanır.

 

*Bardağa konulan rakının yarısı kadar su konması makbuldür.

 

*İlk yudumu aldıktan sonra ağızda bekletip, dişlerin arasından derin bir nefes alınır ki akciğerler de nasibini alsın.

 

*Masada yaşça en büyük kişi rakı kadehini tokuşturmak için kaldırmadan rakı kadehleri masadan kalkmaz.

 

*Rakı sofrasında planlı, programlı ciddi işler konuşulmaz.

 

*Geyik muhabbeti yapılır, memleket kurtarılır, anılar tazelenir, dedikodu yapılır.

 

*Sigara küllüğüne zeytin çekirdeği, sıkılmış limon kabuğu konmaz.

 

*İçilen kahve fincanında, tabağında sigara söndürülmez.

 

*Rakı kadehine önce rakı, sonra su, daha sonra da  ( konmasa daha iyi olur ama ) buz konur.

 

*Bu sırayı bozarsanız, anason kadehin üzerine çıkar, rakının hem tadı hem keyfi kaçar…

 

*Rakıya buz koymak neden yanlıştır;

                Buz rakının içindeki suyla alkolü aynı oranda etkilemediği için daha seyrek olan alkol üste çıkar.

                İdeal karışım bozulmuş olur. En uygunu rakıya soğuk su koymaktır.

 

*İçmeye başlamadan önce içki öncesi bir şeyler yenmelidir.

                Favori zeytinyağlılardır. Zeytinyağı, mide dolmaya başladıkça üste çıkarak, alkolün genzinize doğru gelmesini engeller.

 

*Rakı sofrasında kadeh yalnızca bir defa tokuşturulur. Hadi bakalım hoş geldiniz vs. falan diye. Bundan sonra kadeh tokuşturulmaz sadece kaldırılır. Masaya yeni birisi eklendiğinde ise tekrar kadeh tokuşturulabilir.

 

*Rakı şalgam suyuyla içilmez!  Mezesiz de rakı içilmez.

 

*Ben akşamcıyım, öyle bir kadehlik keyfim var diyorsanız gidin bira filan için.

 

*Şişe numarasının önemi yoktur. Zira ilk damıtılan rakı, 01 numaraya denk gelmez.

 

*Rakı masasına avuç içiyle ya da yumrukla vurulmaz.

 

*Bağıra çağıra, böğüre öğüre konuşulmaz…Sakin olmak, efendi takılmak gerekir…

                Önce kendine gel, sonra meyhaneye,

                Kalender ol da gir kalenderhaneye,

                Bu yol kendini yenmişlerin yoludur,

                Çiğsen başka bir yere git eğlenmeye…


*Rakı bardağı boş beklemez… evet masadan kalkarken bile dibinde biraz bırakılır.

 

*Usul, adap bilen en genç kişinin saki ( *farsça; kadeh sunan ) olması adettendir,  büyüklere  ( ki büyüklük kavramı orada anlam bulur ) sakilik yaptırılmaz… ev sahibi olsa bile.

 

*Şişede kalan son rakı damlasına kadar eşit paylaştırılır, daha da içmek isteniyorsa bu paylaştırma ritüeline girilmeden yenisi sipariş edilir.

 

*Rakı sizi ne zaman sarhoş edeceğini zamanında söyleyen bir içkidir, bunu fark ettiğiniz zaman yanınızdakilere söylemeli, ya da

izin isteyip kalkıp gitmelisiniz, ama eğer sizin kalkmanız masayı dağıtacaksa ölseniz bile orayı terk etmeyin.

 

*Çünkü rakı masasından tuvalete gitmek için bile zar zor kalkılır, hoş karşılanmaz…

 

*Rakı masasında bira, şarap gibi başka alkollü içecekler  ( masada kibar hanımefendiler olsa dahi ) olmaz.

 

*Her nevi ızgara balık  ( lüfer, çupra, levrek, istrongilos ) uğurlu yemeği, hususi nihavent ve rast makamından sanat musikisi eserleri uğurlu nağmesi, akordeon, keman ve ud uğurlu çalgısı olan rakının, uğurlu cl’si 70’dir.

 

*Rakı yalnız başına içilen bir içki değil, meze ile birlikte yavaş (sindire sindire) içilen bir içkidir. Mide ve beyne belirli bir etki yaptıktan sonra insan keyiflenir ve güzel sohbetlere yönelir.

 

*Yani hem anlatır hem dinler… Böylece rakı sofrası en az iki kişinin katıldığı toplu bir eylem, karşılıklı konuşmalara dayandığı için demokratik bir forum, evrensel ve kişisel sorunların ortaya getirildiği, fikir alıp verilen, insanın kendisi ile yüksek sesle düşünerek hesaplaştığı bir tür psikolojik grup terapisi olmaktadır.

 

*Unutulmamalıdır ki rakı sofrası saygın bir cemiyettir.. .

 

*Buraya katılan hem bu meclise kabul edildiği için saygı gören bir kişiliğe sahip demektir hem de diğerlerine karşı aynı saygıyı göstermek zorundadır.

 

*Herhangi bir marka rakı içilirken başka bir markayı övmemek önemlidir, aksi yapıldığında, o an yudumlanan nimete hakarette bulunulmaktadır, yanlıştır.

 

*En büyük mezesi muhabbettir.

 

*Muhabbet konusu ‘ Bi ‘ kız vardı, 5 yıl sevdim, yüzüme bile bakmadı’ gibi duygusal ağırlıklı olabileceği gibi, ‘ Bu güneş niye hep doğudan doğuyor, batıdan batıyor? ‘  gibi yarı-felsefi konular da olabilir.

 

*Tam yağlı koyun peynirinin üzerine kırmızı toz biberle renklendirilmiş sarımsaklı zeytinyağı süslemesi…

*Turşu gibi ekşi mezelerde yine rakının kendine has tatlı nefasetini (* nefis, güzel…)  dengeler, damarlarınızı büzer, anasonla dost olur…

 

NEYMİŞ?
RAKI İÇMEK SANATTIR…

Aydın BOYSAN

 

The Economist’ten ilginç Atatürk belgesi

The Economist dergisi, "Atatürk, yüzlerce Ermeni kadın ve çocuğu, toplu katledilmekten kurtardı" diye yazdı. Üstelik yazıyı, Erivan’daki Ermeni soykırımı müzesince toplanan ve müdürü Hayk Demoyan ’ın ortaya koyduğu belgeye dayandırdı.

The Economist dergisi, Erivan ’daki “ Soykırım ” müzesindeki belgelere dikkat çekerek “ Modern Türkiye ’nin babası Kemal Atatürk, birinci dünya savaşı sırasında ve sonrasında yüzlerce Ermeni kadın ve çocuğu, Osmanlı kuvvetleri tarafından toplu olarak katledilmekten kurtardı” diye yazdı.

İngiliz dergisi, son sayısında Türkiye ile Ermenistan’ın yakınlaşma çabalarını değerlendirdiği “ Dost ve Komşu ” başlıklı analizinde “ İki tarihi düşman ” arasındaki ilişkilerde iyileşme umudunun doğduğunu vurguladı. Analizin başında Atatürk’ün Ermenilere yönelik tutumuna dikkat çekerek şunları yazdı:

“ Modern Türkiye’nin babası Kemal Atatürk, birinci dünya savaşı sırasında ve sonrasında yüzlerce Ermeni kadın ve çocuğu, Osmanlı kuvvetleri tarafından toplu olarak katledilmekten kurtardı. Şimdiye kadar anlatılmayan ve herhalde bugünkü Türklerin birçoğu için bir sürpriz olacak bu hikaye, Erivan ’daki Ermeni soykırımı müzesince toplanan ve müdürü Hayk Demoyan ’ın ‘yakında sitemizde açıklanacak’ diye söz verdiği birçok belgeden biridir. ”

 

…açsınlar bakalım arşivlerini (!) daha ne belgeler…neler neler çıkacak acaba…? olayın arkasından çıkacak gelişmeleri ( yani hazırlanmış senaryoyu ) tahmin etmeye gerek yok…yorumu sizlere bırakıyorum…

…haberin devamı ve tamamı için tıklayınız 

…dostlarım, esen kalın…

Dikkat…önemli uyarı…

Kimliğini kaybedenlerin izlemesi gereken mutlak ve dahi…zorunlu bir bir işlem….

Bilindiği üzere 13.06.2003 tarih ve 2003/1 Seri No.lu Vergi Kimlik Numarası İç Genelgesinde vergi kimlik numarasının sahte veya çalıntı nüfus cüzdanı ile alındığına dair mahkeme kararının, adli ve güvenlik makamlarınca, sahte nüfus cüzdanları ile vergi kimlik numarası alındığı yada yasalar gereği vergi kimlik numarasına tedbir konulması gerektiği bildirilen yazıların Bakanlığımıza gönderilmesi üzerine söz konusu vergi kimlik numarası ile vergi dairelerinde sicil işlemlerinin yapılmasının engellenmesi amacıyla vergi kimlik numarasının tasarruf yetkisinin kaldırılacağı belirtilmiştir.

Başkanlığımıza intikal eden olaylardan, gerçek kişilerin nüfus cüzdanlarının kaybolduğunu veya çalındığını belirterek kaybolan veya çalınan nüfus cüzdanları ile mükellefiyet tesis edilmesinin engellenmesi yönünde müracaatları olduğu tespit edildiğinden aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek görülmüştür.

…devamı için aşağıdaki bağlantıyı kullanınız… esen kalın…kimliksiz kalmayın…

http://www.gib.gov.tr/index.php?id=1079&uid=qortxeqxnlsbcohg&type=icgenelge

   

 

 

TEK BAŞINALIK

 

Ben tek başına ne yapabilirim

Diye düşündü biri

Ve hiçbir şey yapmamaya karar verdi

 

Ben tek başına ne yapabilirim

Diye düşündü bir öteki

Ve yalnızlığının kuytuluğuna çekildi

 

Ben tek başına ne yapabilirim

Diye düşündü bir üçüncü

Ve tek başına düşünmeyi sürdürdü

 

Ben tek başına ne yapabilirim

Diye düşündü yüzbinler

Ve tek başınalıklarını sürdürdüler

 

Ben tek başına ne yapabilirim

Diye düşündü milyonlar

Milyonlarcaydılar

 

Ve tek başınaydılar

Bu arada birileri

Onlar adına

Karar vermekteydi

 

Tek başına olduklarını sananlar

Topluca ortadan kaldırıldılar….

 

 Ataol Behramoğlu

Bizimkiler ve Onlar ….!

ABD, Rusya Çin ve biz. …

 

Gürcistan ‘a askeri yardım vermek, Şota ‘ya forma vermeye benzemez…

Rusya mangalında Amerikan maşasına kömür taşımak da, varoşa kömür taşımaya benzemez.

 

Türkiye ‘nin başındakiler, Türkiye ‘nin başını büyük belaya soktu.

 

Ama bunu yarın yazarız…Şota demişken, hazır… Spor yazalım bugün.

 

 

Pekin Olimpiyatı başladı. 5 tane maskotu var.

 

     Beibei.

 

     Jingjing.

 

     Huanhuan.

 

     Yingying.

 

     Nini.

 

Sevimli çizgi kahramanlar…

 

Dünya çocuklarının ilgisini çekebilmek için üretildiler. Biri balık, biri panda, biri antilop, biri kırlangıç, biri de alev… Hem 5 kıtayı sembolize ediyorlar, hem olimpiyat ateşini, hem Çin’in en meşhur 4 hayvanını, hem de doğa sevgisi, oyun, dostluk, neşe, iyimserlik gibi kavramları.

 

Çocuklar kolay ezberlesin, akılda kalsın diye, aynı hecenin iki kez tekrar edilmesinden oluşuyor isimleri… Bu isimlerin hecelerini tek tek, yan yana dizdiğinde şu cümle çıkıyor:

 

" Bei Jing Huan Ying Ni… "

 

Yani ?

 

" Pekin ‘e hoşgeldiniz… " 

 

Çok hoş di mi ?

 

Bilimde, teknolojide, eğitimde, sanatta, sporda, kalkınmada dünyaya tur bindiren Çin ‘in, çocuklarına sunduğu toplam sembol işte bu:  " Yaratıcı zeka "

 

Bush oradaydı.

 

Putin oradaydı.

 

Aliyev oradaydı.

 

Bizimki Bitlis ‘teydi.

Geçti kara tahtanın önüne.

 

Aldı tebeşiri.

 

Çocuklarımızın geleceği için…

 

Milli eğitimin sembollerini yazdı:

 

Oku.

 

Düşün.

 

Uygula.

 

Neticelendir.

 

 

Baş harflerini yan yana diziyorsun :

 

ODUN !

 

Yılmaz ÖZDİL ‘den alıntıdır…teşekkürlerimizle paylaşıyoruz….