Alıntı

AVRUPA BİRLİĞİ VE KEMALİZM

Türkiye’nin AB ‘ne üye olmasının Kemalizm ’le bağdaşmadığı, üyeliğin tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik ilkelerini ortadan kaldıracağını savlayanlar olduğu gibi, Atatürk’ün de batılılaşma yanlısı olduğunu, AB’nin, Türkiye’yi eğitip demokratikleştireceğini, zenginleştireceğini söyleyenler de çoktur.

Kamuoyu, yoğun bir propoganda ile etki altına alınmış ve halkımızın yüzde sekseni AB üyeliğine olumlu bakmaya başlamıştır. Bazıları AB’ nin Türkiye’yi kurtaracağına bile inanmaktadır . Konuya daha nesnel bakılırsa her iki yaklaşımın da yanlış olduğu hemen anlaşılır:

Kemalizm son erimde uluslararası bir eşitlik, anlayış ve işbirliği çağına işaret etmektedir.Bu bağlamda öncelikle bölgesel güvenlik ve işbirliği anlaşmaları olmak üzere daha geniş örgütlenmeleri de benimser.

Atatürk Döneminde bölgesel anlaşmalar yapılması ve Milletler Cemiyetine girilmesini buna örnek olarak gösterebiliriz. Hatta Atatürk, bir Balkan Birliği oluşturulması için çaba harcamıştır. Bu birliğin Avrupa Birliğine yol açmasını, böylelikle insanlığın birçok yıkımdan kurtulabileceğini düşündüğünü biliyoruz.

Türkiye’nin gelişen koşullara bağlı olarak Avrupa Birliğine katılması da doğal sayılabilir.Ancak yapılacak anlaşmaların bağımsızlık ve egemenliğimize zarar vermesi de kabul edilemez.

AB DEVLETLERİ BAĞIMSIZ DEĞİL MİDİR?
 
Biliniyor ki kişiler arasındaki anlaşmalar bile kuralsız olmaz. Konulan anlaşma maddelerine tarafların uyması onların egemenlik ve bağımsızlıklarını kaybettikleri anlamına gelmez. Bu nedenle Avrupa Birliğine girersek bağımsızlığımızı yitiririz şeklindeki basit karşı çıkış doğru değildir. Avrupa Birliği devletleri de bugüne değin bağımsızlık ve egemenliklerini kaybetmemişlerdir. Sadece ortak çıkarlarını korumak amacıyla yeni bir birlik oluşturmuşlardır.
 
Öte yandan, Türkiye AB’ ne katılabilmek amacıyla ödün veremez. İçimizden bazıları bunu çok istese de Türkiye, gümrük birliği anlaşmasından gerekli dersleri almıştır.
 
Ayrıca önemli olan Avrupa Birliğine katılmak değildir. Bütün kurumlarıyla gelişmiş demokratik bir toplum olabilmektir.Çağcıl üstün değerlere ulaşabilmektir. Türkiye’nin yapması gereken de budur.
O zaman AB temsilcileri Türkiyeyi üye yapmak için çok uğraşacaklardır. O zaman, Norveç ve İsviçre’nin yaptığı gibi koşulları belirleyen taraf biz oluruz.Unutmayalım ki Avrupa Birliği kara kaşımıza, kara gözümüze hayran değildir. Üyeliğimiz onlar isterse, onlar için yararlı olursa gerçekleşecektir. Yoksa Türkiye’nin demokratikleşmesi ve kalkınmasını asla kendilerine sorun etmezler. Tersine geri kalmış, güçsüz bir Türkiye onların her zaman istedikleri bir şeydir.
 
TÜRKİYE NE YAPMALI?
 
AB ülkeleri bu birliği kurmadan önce gelişmelerini tamamladılar.Türkiye de gelişmesini tamamlamalıdır. AB ile ikili anlaşmalar yapılıp ilişkiler bir düzene konulabilir. Birliğe katılmak şu aşamada Türkiye için son derecede zararlıdır. Zaten uğraşmak da boşunadır. En azından on yıl daha Türkiye’nin üye olamayacağını açıkça söylemektedirler. Öyleyse uğraşacak sorunumuz yokmuş gibi konuyu her an gündemde tutmanın anlamı yoktur. Bu durum, gerçek gündemi saptırmak isteyenlerin işine yaramaktadır…
 
Türkiye, yapacağı bütün anlaşmalarda karşılıklılık ve eşitlik ilkelerini esas tutmalıdır. Kemalizmi yeniden kendine rehber edinmelidir.
 
Kapitalizm değişerek varlığını sürdürürdü. Sosyalist uygulamalar –en azından şimdilik- başarısız oldu. Kemalizm ise birçok ülke için bir umut kaynağı olmaya devam ediyor… Akılcılığı, bilimselliği, evrenselliği ve devrimciliğiyle her koşulda yolumuzu aydınlatabiliyor…Tarihsel koşullarda bir üçüncü dünya (mazlum uluslar) ideolojisi olarak ortaya çıkan Kemalizm, belki de kapitalizmle sosyalizmin sentezi bir ideoloji olarak mazlum ülkeler bir yana gelişmiş ülkelerde de temel değerleriyle öne çıkabilecektir…
 
Bu arada, sözgelimi Kemalist laiklik anlayışı koşulların değişmesiyle özgürleşecek, sekülerleşecek, öteki Kemalist ilkeler de daha çağdaş yorumlanabilecektir…
 
Emperyalizme karşı savaş veren Kemalist Devletin, emperyalistlere karşı kendi çıkarlarını korudukça, emperyalist emeller beslemedikçe, başkalarının emperyalist emellerine, sömürülerine alet olmadıkça AB; NATO, BM, DTÖ, İLO, FAO, İnsan Hakları Mahkemesi vb. oluşumların içinde yer alması Kemalist ilkelerle çelişmez.!
 
Karadeniz İşbirliği Örgütü, Akdeniz Birliği, Avrasya Topluluğu da Kemalizmle çelişmez.
Bir tümce ile yinelersek:
 
AB’ne katılan ülkeler ulusal egemenliklerini ve bağımsızlıklarını yitirmediklerine göre Türkiye’nin de egemenlik ve bağımsızlığını yitirmesi söz konusu olamaz.
 
Ayrıca:
 
AB, Türkiye‘nin çıkarlarıyla çelişirse birlikten ayrılma iradesi her zaman Türkiye’nin elindedir…

Alıntı : http://ataturkunaskerleri.spaces.live.com  adresindendir…teşekkür ediyoruz….

Reklamlar