Category: Eğlence


Çekirdek Aile…:))

…çekirdek (!)…

bir anekdot …

Günlerden bir gün…yıl 1977…

Lisenin üçüncü kat öğrenci merdivenlerinin önündeki pencere önündeki geniş alandayız. Lise son sınıf grubu… yaklaşık on-oniki kişi kadarız…

Alt sınıfların Müzik Öğretmeni. Jada hn. da bizim katdaki sorumlu nöbetçi öğretmen….

Biraz gürültülü biçimde…şamata yapıyoruz…Arap Kadir…Baba Asım…Kürdan Ali..Fiko…Sadettin…ben ve diğer küme personeli …daimi çekirdek kadro….kızlı erkekli…laf yetiştiriyoruz…yüksek perdeden…çın çın inletiyoruz ortamı.

Jada Hn. bir anda grubun içine bir huruç harekatı ile girdi…tatlı bir gülümseme…!

çocuklar, önümüzdeki hafta ben sınıflarımdan bir grubu Taksim’de operete götüreceğim…Çingene Baron Opereti çok güzel bir eser…izlemenizi isterim…sizde gelirmisiniz ? dedi…
 
Bir anlık sessizlik ve de…toplu yanıt…koro halinde geldi bizden…

– tabii hocam geliriz…ne demek…

Amacımız bir gün yasal olarak okulu kaynatmak…Yanındaki sekreter-öğrencisine bilgilerimizi yazdırdı…kadro tamam…bizim küme olduk otuz kişiden fazla.

Gün geldi çattı…Jada Hn. ‘ın öğrencileri iki minibüs…biz iki minibüs…toplam dört minibüs…yola çıktık…AKM otoparkına park edildi. Grup olarak…Sıraselviler ’e doğru hareket…

Biletler önceden alınmış…içeriye masum, ürkek bir giriş…Lobide hocaya çaktırmadan sigaralar yakılır…ortamın ağırlığından dolayı fazlaca hareket ve şamata yok çevreye aynı ürkek yabancı bakışlar…sadece kıhkıh..lar….pıhpıh..lar…
 
Ve ilk gong…sigaralar şartlı refleksle " karabaş " yapılır.

…üçüncü gonga sıra gelmeden salona girilir…Salona girişte gösteri programı elimize tutuşturulur…itinayla katlanır ve pantolonların arka ceplerine konur…yerlerimize otururuz…

içerideki ortam…loş…salon yarı yarıya dolu…biz ucuz bilet aldığımız ve de grup olduğumuz için en arka sıralardayız…

toplu biçimde oturuyoruz…doğal olarak jada Hn. bizim önümüzdeki kümede… kendi öğrencilerinin ortasında…bizim küme ise…geldiğimiz minibüslerin şoförleri de dahil olarak,daha gerideyiz…perde kapalı…ışıklar tamamen sönük yalnızca perde üzerindeki ve çıkış kapılarındaki zayıf ışıklar var…

Ön sıralarda ise…orta yası hayli geçkin…o loş ortamda bile ellerindeki beyaz saten eldivenler gibi parlayan, pudra ile beyazlatılmış bembeyaz yüzleri, bayrak kırmızısı rujları ve kömür karası simsiyah kasları kirpikleri…yanaklarının tam ortasında yumurta büyüklüğünde kırmızı boyaları ile minik astragan şapkalı…kelleşmiş tavsan kürklü hanımlar,…

papyon gravatları, yuvarlak tel gözlükleri ve bembeyaz ve uzun top sakalları ile akran beyler ile birlikte sessizce…baslarını yanındakilere 45 derece eğmiş…telepati ile konuşuyorlar…huşu içinde yerlerini almışlar….Orta sıralardakilerde..ayrıca…antika gümüş kaplama küçük konser dürbünleri…


tam teşkilat…tam kadro..Nişantaşı sosyetesi yerinde…

Orkestra…sahnenin altında görünmeyen bölümde yerini almış…çıkardıkları sese bakacak olursak yaklaşık tahminim bir 20 -25 kişi kadar varlar…şefin yalnızca omuzdan itibaren yarı kel başı görünüyor…öyle ya…hem orkestrayı hem de yukarıdaki koroyu…solistleri yönetecek…

Başlarlar..sazlarının son akort kontrolü için..küçük küçük vuruşlarla sesler çıkarmaya…bizim kümeden hemen bir alkış tufanı….döşeme ahşap…ayakla tempo..

yerler inliyor…güm..güm…güm…olamaz…yok böyle bir şey…opera tarihi yazmamış…Jada Hn….ayağa kalkar ve bize dönerek…tatlı sert…hafif kısık bir sesle..ortama uygun lisanı ile bizim kümeyi uyarır…

Neyse…oyun baslar…sahne açılırken…Uvertür çalınır…ritmik..canlı bir polka…bizim küme ritme uyarak…coşkulu bir biçimde tempo…alkış…iki parmak
ıslıklar…nurol..varol sesleri…ama küme söz dinlemiş !…ayak tempo yok…Sanki  diskodayız…sahnede Tarkan…( o zaman Erol BÜYÜKBURÇ vardı ! )

Yer gösteren tipler gelir… el fenerleri ile…gözümüze…üzerimize gergin biçimde sessizce sallayarak…sessizlik uyarılarını yaparken… Jada Hn. panik içinde…anaç tavuk gibi… ne kadar öğrencisi varsa… hepsini toparlar…gece harekatı yapan komutan edası ile seri ama sessiz biçimde… iki büklüm eğilerek..anında…hemen yedi – sekiz sıra öne … olabildiğince uzak bir yere sinerler…

Bizim kümede geçici bir sessizlik…ufak tefek..kıh kıhlar…pıhpıhlar…

Veeee…o sahne…o an…unutamam…mümkünü yok…

Sahnede bir Bavyeral köy meydanı…gece…mehtap var… Çingene baron…sahnede yalnız…ayakta…sevgilisine sarılmış… daha doğrusu koltuk davulu gibi koltuğunun altına almış, koskoca bir adam…yerel giysileri içinde…askılı kısa pantolon… yandan uzun tüylü şapkası…haşmetli bira göbeği ile full aksesuar…
 
Uzun etekli, fırfır önlüklü…kafasında yerel dantelli kenarları olan beyaz şapkası ile ufak tefek bir kadın…Adamın yanında yeldeğirmeninin önündeki donkişotun sıpası kadar kalmış…Daha doğrusu resmen fırtınadan sığınmış filika gibi adama sığınmış…

Adam üstten bariton ifadesi ile gürlüyor…salon çın çın…hatun da …Sopranoluğunun hakkını veriyor adamın koltuğunun altından…ciyak viyak…amanin…düşman basına…(*)

sahne karanlığa yakın loş…yalnız ikisi…bir serenat…bir karşılıklı veriştirmedir gidiyor…Nişantaşı sosyetesi vecd içinde…

Bizim minibüsün şöförü Adnan…( hala daha görüşürüz ) bir anda…rüyasında ganyan tutturmuş da birden yataktan fırlamış gibi ayağa kalkar ve en arka sıradan…aynı sahnedeki yarmagül gibi bariton ifadeyle ve de geniş diyaframla sahneye yüklenir…Kırkpınar cazgırını çatlatırcasına gürler…

" ….yalnız buldun diiimiiiiiiiii..? " güftesi ile diagonal bir yankı …!


….koca salonda…çıt yok…tüm kafalar bizim tarafa geri döner…ama ne gezer…bizim küme…tam siper koltukların altında….tüm küme iki büklüm…kafalar bacakların arasında…gözlerde yaşlar…kasıklarda kramplar…burunlarda irade dışı kontrolsüz akıntılar…

düşünün…bir düşünün…sahnedeki icra-i sanat erbabının ruh halini…pür melalini…o vecd içindeki Nişantaşı sosyetesinin şaşkın, hüsran halini…

yer göstericiler gelmeden…fırsat vermeden…alçak sürünme ile…gülmekten pancar gibi mosmor suratlarımızla salonu bir terk edişimiz…lobiyi birbirimize çarparak, yuvarlanarak, çiçekleri, küllükleri devirerek geçişimiz…istiklalde bir koşumuz vardı…ancak çiçek pasajında durabildik…

ilk biraları nasıl içtik…hiç hatırlamıyorum…ama inanın ertesi günkü Jada Hn. ‘ın
yüz ifadesi…o mora yakın lacivert mask…amanin…amanini ki…amanin…

bu ekrana baktığım kadar… net ve renkli… inanın o an 10 sn. karşısında durmaya bırakın mangalı…nargileyi…kalorifer kazanı kadar yürek isterdi…

uzun bir süre…Jada Hn’ın bulunduğu..olası bulunabileceği alanlar…mekanlar…geçitler…öğretmenler odasına bağlı tüm yollar… yasak bölgemiz olmuştu…. kantine bile giderken önden gözcü gönderir..temiz raporuyla giderdik…

esen kalın… hoşça kalın… hoş kalın…

 
(*) “ gülme komsuna, gelir başına ”nın kanıtı : … öğretmen okulunun müzik bölümüne girdim…bende o sahnedeki yarmagül adam gibi gürledim…hörrrr…görrrr….ciyak viyak hatunların içinde..


bu konu ileride başka bir yerde ele alınacak…