Category: Geyik :))


Arkan güçlüyse ötersin

Denizli ‘de araştırma yapmak için kamp kuran bir grup üniversite öğrencisi, kamp yakınına tüneyen bir Denizli horozunun sabahın erken saatlerinde yüksek sesle ötmesinden çok rahatsız olmuşlar…

 

Sabahın köründe ortaya çıkan horoz, önce dikleniyor, sonra dakikalarca ötüyormuş…Tabii ekipte ne uyku ne de huzur bırakmıyormuş… Sonunda sabırlar tükenmiş…Susturmak için başlamışlar horozu kovalamaya…

 

Horoz önde… Gençler peşinde…

 

Mahalle arasına dalmışlar… Kovalamacayı gören, fakat bir anlam veremeyen yaşlı dede, seslenmiş:

 

Hey, evlatlar!… Bu zavallı horozu niye ürkütüyorsunuz ?…

 

        – Dede, sabahın köründe ötmeye başlıyor, kampı ayağa kaldırıyor. O yüzden başını keseceğiz !…

 

        – Yazıktır evladım yapmayın !… demiş ihtiyar,

      bırakın, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsız etmez sizi…

 

Gençler bunun üzerine kovalamayı bırakmışlar.

 

Ertesi sabah, hafif "gak – guk" sesleri dışında horozdan kayda değer hiçbir ses çıkmadığını görünce de şaşırıp dedeye koşmuşlar:

 

        -Yahu dede, ne yaptın da bu horozun sesini kestin ?…

 

İhtiyar gülmüş…

 

       – Kıçına zeytinyağı sürdüm. Horoz kabararak ötmeye yeltendiğinde, gerisi tutmuyor ki kuvvet alsın… Ancak "gak – guk" edebiliyor…

 

        Kıssadan hisse:

 

      Arkan sağlamsa, istediğin kadar kabarır, diklenir, sözünü dinletirsin.

      Arkan bir gevşemeye görsün, ancak "gak-guk" edersin…

 

 

 

Kadın üzerine sözler

Kadın …üzerine notlar …
 
Bir kadın kısık sesle konuşuyorsa birşey istiyor demektir.
Sesini yükseltiyorsa bilin ki istedigini elde edememiştir…
-Anonim-
 
Karısı güzel olan adam mutlu olur.
Güzel olmayan ise filozof…
-Sokrates-
 
Bir erkek ölürken kıpırdayan son yeri, kalbidir.
Bir kadın ölürken,dili…
-George Chapman-
 
Erkek hissettiği, kadın göründüğü yaştadır.
-Moltimer Collins-
 
Kadın peşinde koşmanın zararı yoktur.
Zararı veren onları yakalamaktır.
-Jack Davies-
 
Bir sürü erkek başarısını ilk karısına borçludur.
İkinci karısını da başarısına.
-Jim Backus-
 
Kadına inanan, kendini aldatır.
İnanmayan da kadını aldatır.
-Çin Atasözü-
 
Erken kalkmayan avrat, söz dinlemeyen evlat,
mahmuzla gitmeyen at; kapında varsa kaldır at.
-Türk Atasözü-
 
Zengin dullar bir gözleriyle ağlarlar , öbürünü kırparlar.
-Miguel De Cervantes-
 
Kadın psikolojisini otuz yıldır incelememe rağmen büyük soruya cevap bulamadım.
Gerçekte kadınlar ne istiyor?…
-Sigmund Freud-

İstanbul…İstanbul…

  • Kötü yemekleri pahalıya iyi yemekleri çok pahalıya yersiniz.
  • Şehrin yüzde 70’i Karadenizli veya doğuludur.
  • Nefret etmekten ve terk etmekten sakin çekinme, nasılsa yine dönecek ve yine seveceksin
  • Bu kenti ana caddelerde değil ara sokaklarda öğrenirsin, sokaklara karış
  • İstanbul sizi düşünür sizin yerinize..
  • Trafik tabelası yok diye her yolu girilebilir, dönülebilir sanmayın; trafik tabelası var diye bir yolu tek yon, çıkmaz sokak falan da sanmayın, tabelalara fazla güvenmeyin.
  • Eminönü ’nde gün batımını izlerken gördüğünüz o havada turlayan martılar, sizin yarınki öğle yemeğiniz olacak. Onları son kez canlı canlı görüyor olduğunuzu unutmayın, şefkat gösterin. Simit atın mesela onlara.
  • Tinercilere acıyıp iyi davranmaya kalkmayın,
  • " Şehir merkezi-centrum " diye bir yer yoktur. Arayıp durmayın.
  • " Köprü bu saatlerde tıkalı mıdır ( Özellikle …Boğaziçi köprüsü ) ? " gibi bir soru anlamsızdır
  • Yağmur yağarken taksi bulmaya çalışmak beyhude bir çabadır. Başınızın çaresine bakın.
  • Evet, doğru. Hiçbir yerden denize girilemiyor, tuhaf olduğunu biz de biliyoruz ama öyle.
  • Yediğiniz şey, yediğinizi sandığınız şey olmayabilir. Beklentiniz ve elinizdekilerin uyuşma oranı ödediğiniz meblağdan bağımsız bir değişkendir.
  • Karşı her zaman sizin olmadığınız yerdir.
  • Ne olmuş Bizans sarnıcı ise. Sabit pazar yapmamıza engel değil ki bu.
  • Minibüsler ve özel halk otobüslerinin trafikte her şeyi yapma hakları vardır. İtiraz etmeyin, tartışmayın, korna çalmayın, selektör yapmayın. ( uzun yaşamak istiyorsanız )
  • Yolda yürürken size biri çarptığında özür dilemesini beklemeyin, siz çarptıysanız da özür dilemek için durmayın; zira herkesin acelesi vardır bir yerlere koşturuyorlardır.
  • Sizle tartışan olursa " -sen benim kim olduğumu biliyor musun lan? " diye sorun, lan ‘ı eksik etmeyin.
  • Evet, o trenler epey eski.  “ -bin yahu, bir şey olmaz “.
  • Taksim-Bakırköy arası dolmuş ve cengâver sürücüsüyle her zaman için 20 dakika, bilemedin 25 dakika sürer; trafiğe bakıp korkmayın.
  • Mafyadan birini tanımıyorsan otopark için para isteyen birisine sert davranma. Ya da blöf yap. En garantilisi, ver parayı olsun bitsin.
  • Bol bol gezin dolaşın çünkü dünyanın en güzel şehrindesiniz. Beşiktaş ’ta cay için, Karaköy’de simit yiyin, Beyoğlu’nda sarhoş olun, Sirkeci ’de trene binin, Eminönü’nde ucuza kelepir mallar bulun, Kadıköy’de kaybolun.
  • Üstünüze elektrikli testereyle gelen birisini görürseniz kaçın. O adam şaka yapmıyor.
  • Topkapı Sarayı Topkapı ’da değil Sarayburnu ’nda dır, boşuna Topkapı ’ya gitmeyin.
  • Yardım tekliflerini reddedin, kandırılabilirsiniz, dolandırılabilirsiniz. Ayrıca sizi kimse sevmiyor, İstanbul da sevmiyor, sevilmediğiniz yerde durmayın..
  • " Fermuarlı cebim var… bir şey olmaz." demeyin. Kapkaççılar beceremezse gaspçılar alacaktır o cep telefonunu. Telefonu vermeden önce sim kartını geri isteyin. Cüzdanınızı da vermeyin hemen. " -bari kartları ver, işine yaramaz onlar." deyin. Onları da geri alın. " -yol paramı bırak." derseniz beş Ytl de cebinizde kalır. Teşekkür edip yola devam edin. Zamanınız varsa polise uğrayın. Size cay ikram ederler. Çay içmiş olursunuz.   

 

 

dedelerim…annem-babam burada doğdu… ben, burada doğdum… ve hala daha yaşıyorum…

 

Evlilik üzerine

Evli erkeklerin psikolojisi arkadaşlarla lokantaya gitmeye benzer.
İstediğin yemeği sipariş edersin sonra yanındakinin istediği yemeği görüp:
-" keşke onu isteseydim "   dersin.
 
Bir davette bir hanım arkadaşına sorar:
-" alyansını yanlış parmağına takmıyor musun ? "
Diğer hanım cevap verir:
-"evet yanlış adamla evliğimde ondan"
 
Bir adam evlenene kadar eksik sayılır evlenince tam bitmiş olur.
 
Bir genç babasına sorar:
-" baba evlenmek kaça mal olur ? "
Baba cevap verir:
-" bilmiyorum oğlum, ben hala ödüyorum. "
 
Adam anlatıyormuş:
-" evlenene kadar mutluluğun ne olduğunu bilmezdi, sonra da geç oldu. "
 
Yeni evlenmiş bir adam mutlu ise nedenini hemen anlarız.
On yıllık bir adam mutlu ise nedenini merak ederiz!
 
Evliliğin ilk yılında adam konuşur kadın dinler,
İkinci yılında kadın konuşur adam dinler,
Üçüncü yılında her ikisi de konuşur, komşular dinler.
 
Bir kavgadan sonra kadın kocasına bağırır :
-" seninle evlendiğimde tam bir aptalmışım. "
Adam cevap verir:
-" evet çok aşıktım fark edemedim. "
 
Bir adam gazeteye ilan vermiş :
-" eş arıyorum "
Ertesi gün yüzlerce mektup almış.
Hepsi aynı şeyi söylüyormuş
-" benimkini alabilirsin. "
 
Bir adam karısına arabasının kapısını tutuyorsa emin olabilirsiniz :
Ya arabası yenidir, ya da karısı !

Duvar Yazıları …

Duvar Yazıları

 

* ….Ve tanrı kadını yarattı. O da kalktı kaynana oldu… 

* Sık sık ameliyat olun, içiniz açılır… 

* Bu tüp bebek hatalı ; Hep gaz kaçırıyor… 

* Önce inşallah yeneceğiz  " Sonra : " Yenildik ama ezilmedik " ( Milli Maç ) 

* Akıl yaşta değil baştadır, Ama akli başa yaş getirir… 

* Sana bir kıllık yapayım, kıllarını koyarsın 

* Kim vurduya gittim, birazdan gelicem… 

* Büyük jetona para verme, Küçükten al büyüt… 

* Bilmemek ayıp değil, Yeter ki çaktırma… 

* Ama kimseye teslim olma. Telaşsız, açık ve seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. 

* Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü dünyada herkesin bir hikayesi vardır. 

* Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. 

* Ne kadar küçük olursa olsun işinle ilgilen ; hayattaki dayanağın odur. 

* Olduğun gibi görün sevmediğin zaman sever gibi yapma. 

* Aşka burun kıvırma sakın; o çöl ortasında çimenli bir yerdir. 

* Sigara içme torununu gor, Sigara iç dedeni gör… 

* ! Burada nefes almayın, Daha ucuz bir yer biliyorum… 

* Asansör bozuk. En yakın Asansör karşı binadadır… 

* Ne kadar sallarsan salla, Dört yanlış bir doğruyu götürür… 

* Yapacağınız her geyik muhabbeti, Size zaman kaybı olarak dönecektir… 

* Ne yaparsan yap, yapmadığın şeyler yaptıklarından daha önemlidir. 

* Hayat yalnız geriye doğru anlaşılabilir, ve yalnızca ileriye doğru yaşanabilir. 

* Eğer bir sayfada iki yazı varsa, alttakini oku 

* Hayatta en büyük talihsizlik, bir şeyin iki kere acemisi olmaktır. 

* Kendini mutlu hissediyorsan, merak etme birazdan geçer. 

* Bu günün emekten tasarruf sağlayan en büyük icadı yarındır. 

* Senin zayıflaman için daha 40 fırın ekmek yemen lazım. 

* Kafanı çevirip durma, aklından geçenleri okuyamıyorum. 

* İnsan öldüğü zaman değil, unutulduğu zaman ölür 

* Eğer turist sezonundaysak neden onları avlayamıyoruz ? 

* Çözümün bir parçası değilsen, sorunun bir parçasısındır. 

* Dikkatli sür, insanın yedek parçası yoktur. 

* Silahlar insanları öldürmezler, sadece öldürmeyi kolaylaştırırlar. 

* Kültür mantarı dışındaki mantarların çoğunun faciaya yol açtığı söyleniyor. Kültürsüz olduktan sonra, ha mantar, ha insan fazla bir şey değişmiyor. Sonuçta ikisi de faciaya yol açıyor. 

* Bülbülü altın kafese koymuşlar. Yine de 24 ayar altın demiş. 

* Hayat bir koşu değil, hedefi vurmaktır. Önemli olan zamandan tasarruf değil, bir hedef bulmaktır.

 

 

GÜLÜN DİYE YAPTIM

alıntı…

GÜLÜN DİYE YAPTIM BAŞKA BİR MAKSADIM YOKTU 

demiş bir dost…bende buraya koydum…N.SANLAV

HAZIR CEVAPLAR

Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde, eşi:
– Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başlayınca, Sokrat:
– Ne yani, demiş. Bir de haklı yere mi öldürülseydim!
————————————————————–

Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle
ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka
hiçbirşeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. Ikisinden biri kenara
çekilmedikçe geçmek mümkün değildir… Mağrur zengin, hor gördüğü
filozofa:
"Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara
çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
– Ben çekilirim!!
————————————————————–

Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi
için Sheaksper’a gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur:
– Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın..
————————————————————–

Meşhur bir filozofa:
– Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu
kadar fakirsiniz? diye sorulduğunda:
– Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan, demiş.
————————————————————–

Dostlarından biri, Fransiz kralı 15. Lui’ye:
– Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü?
Hiç kimse budalalağı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir
vergiyi seve seve öder.
Kral, alaylı alaylı gülerek:
– Hakikatten enteresan bir fikir, cevabini vermiş. Bu buluşunuza
karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.
————————————————————–

Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile’ ye hasımlarından biri:
– Efendim, demiş. Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?
Galile:
– Doğru, demiş. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama,
seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?
————————————————————–

Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon’ un bir muharebede
tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:
– Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini
zapdetmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca, Napolyon:
– Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.
————————————————————–

Bir toplantıda bir genç M. Akif küçük düşürmek için:
– Afedersiniz, siz veteriner misiniz? demiş. M. Akif hiç
istifini bozmadan şu cevabı vermiş:
– Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?
————————————————————–

Idam edilmek üzere olan bir mahkuma:
Diyeceğin bir şey var mı? diye sorduklarında:
– Bu bana iyi bir ders oldu!!
————————————————————–

Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanli padişahı gibi sefere çıkacağı
yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden
biri ısrarla seferin yapılacaği ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
– Sen sır saklamayi bilir misin? diye sormuş. Vezir:
– Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabi yapıştırmış:
– Ben de bilirim.
————————————————————–

Sultan Alparslan 27 bin askeriyle bizans topraklarında
ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:
– 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der:
– Biz de onlara yaklaşıyoruz.
————————————————————–

Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanırmısınız?
Filozof: Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım 

http://ozii34.spaces.live.com/blog/cns!643DDF53C238E5C!370.trak

Örgütsel psikoloji sözlüğü;

 

Bir şirkete kozalanmak:

(Koza: Tırtılın kelebek oluncaya kadar misafir kaldığı korunaklı yuva.) Yeni mezun elemanın; askerliğini beklerken, daha iyi bir iş ararken veya yurt dışında bir master kazanana kadar düşük profilli ve sıkıcı bir başlangıç pozisyonunda çalışmayı kabul etmesi. Kelebek olur olmaz da arkasına bile bakmadan o şirketten uçması… 


Hız Tümseği:

En basit görevlerde bile bin bir zorluk çıkartarak işlerinizin akışını yavaşlatan kıl meslektaş.

 

Leblebi Profesörü:

Astları ona bir şey açıklamaya çalışırken, daha leb demeden bütün konuyu anladığını düşünüp, ikinci kelimede söz kesen, her şeyi en iyi kendisinin bildiğini sanan dinleme özürlü yönetici.

 

İş İngilizcesi:

Türkçe cümlelerin içine İngilizce kelimeler serpiştirilerek konuşulan ucube şirket lisanı. Örnek, " Ebru, benim reportu final hâle getirdim; yarın birlikte review edelim mi ? " Gerçek İngilizce ile ilgisi olmadığı için, bu lisan yabancılarla iletişimde pek işe yaramaz. Az önce Amerikan aksanıyla Türkçe konuşan kişinin, böyle bir durumda aniden nutku tutulur. Kekelemelere gelir…

Bariyer Plânlaması:

Çekirdekten yetişmiş alaylı yöneticinin, ileride kendisine rakip olabilecek zehir gibi ve eğitimli genç elemanını, " Rotasyon iyidir; satışı da öğrenirsin. Kariyerin için faydalı olur " ayaklarıyla kandırıp başka bir bölüme postalaması. Koltuğunu elinden almak amacıyla gelecekte yapılabilecek olası hamlelere karşı engel yaratması.

 

Pijama Yakalı:

Mavi veya beyaz yakalıyken, işini kaybedip evde oturmak zorunda kalan kimse.

Menopozisyon:
Sittinsene olarak ifade edilebilecek uzun bir süredir şirkette çalıştığı için işten çıkarılamayan sadık çalışanın, emekliliğini beklerken oyalandığı, yetkileri ve fonksiyonları azaltılmış pozisyon.

 

Kalite Çemberi:

Kaliteyi iyileştirmek veya işin asıl sahiplerinin bile bulaşmak istemediği kemiklikteki sorunları çözmek hedefiyle bir araya getirilen insanların, bir dolu mesai saati ve tonla kırtasiye malzemesi harcadıktan sonra, bir tam daireyi tamamlayarak başladıkları noktaya geri dönmeleri.

 

Kartvizit Bebeği:

Çok hatırlı kişilerden torpil getirdiği için işe alınmak zorunda kalınan, müdürlerin kendi bölümlerinde istemediği, elemanların evlilik dışı bebek muamelesi yaptığı vasıfsız kimse.

 

Masa Saati:

Bütün gün ceketini çıkarmadan masasında oturan, mesai saati bittikten sonra ofiste bir saniye bile durmayan, suya-sabuna ve zor işlere dokunmayan kişi.
Saatinizi, hareketlerine göre ayarlayabileceğiniz dakik insan…

Ego Müzesi:

Üst düzey yöneticinin odasında; diplomalarını, dandik golf kupalarını ve önemli kişilerle çekilmiş resimlerini sergilediği bölüm.

 

Ritm Saz Tamiratı:

Bilgisayar, yazıcı, fotokopi makinesi gibi elektronik ofis ıvır zıvırından hiç çakmayan tiplerin, arıza anında bir bileni çağırmak yerine alete vurarak tamir etmeye çalışmaları.

 

Geyik Fırtınası:

Ofis insanlarının bir odaya tıkılıp, saatler boyunca akıllarına gelen her şeyi konuştukları, hazırlık yapılmadan gelindiği için de hiçbir sonuç veya karar alınamadan biten, litrelerce çay ve kahvenin tüketildiği plânsız, programsız toplantılar. Iş hayatının yüzde altmışını oluşturan akla ziyan seanslar.