Category: Sağlık


Cola neden şişmanlatır?

İlk 10 ve ilk 40 dakikada bakın Cola vücutta kan şekerini nasıl etkiliyor:


İç ve Kalp Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, bir bardak Cola’nın 60 dakikada vücuda verdiği zararları anlattı. İşte felakete götüren kısır döngü.


İç ve Kalp Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay, Cola’nın zararları hakkında ilginç açıklamalarda bulundu.


www.barsakforum.com sitesinde yazan Prof. Dr. Karatay, ’kola içince vücudunuzda neler olduğunun farkında mısınız?’ diyerek aşağıdaki açıklamayı yaptı:

 

İlk 10 dakikada: Kanınıza hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal günlük dozun 100 katı kadardır. Bulantınızın olmamasının nedeni içinde bulunan ’fosforik asiddir’.

***İlk 20 dakikada: Kan şekeriniz aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreasınızda aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak depolanmaya başlar.

***40 dakika içinde: Kafeinin tamamı dolaşıma girmiş olur. Kan basıncı yükselir, karaciğerden daha fazla şeker yapılarak kana geçer ve kan şekeri tekrar yükselir.

***45 dakika içinde: Beyinde dopamin yapımı artar, mutluluk hissi başlar (eroinin etkisine benzer bir etki meydana gelir.)

***60 dakika içinde: Ani açlık hissi oluşur.

***Tekrar kolaya ve tatlılara saldırısınız.

***Bu kısır döngü devam ettiği süre karaciğer ve göbek yağlanması artar, vücudun tüm hücrelerinde LEPTİN ve İNSÜLİN DİRENCİ gelişir.

***Şişmanlık hastalığını başlatmıştır ve bütün dejeneratif hastalıkların nedenidir.


Hala cola içmek istermisiniz ?

Yoksa taze sıkma portakal ve nar suyumu sıktırırsınız gittiğiniz restaurantlarda? 

Maalesef sıkma portakal suyu yok!! Diyen lokantaları protesto edin. 20 milyon liraya bir meyve sıkma makinası aldırın. Aksi halde bir daha gelmeyeceğinizi söyleyin..

Sağlığımıza dikkat edelim. Restaurantlarda Cola, Fanta, Zero varsa. Sıkma taze portakal, mandalina, kivi suları da olsun.

alıntı internet medya

Yemekte doğru bilinen 11 yanlış

 

Günlük hayatta sıklıkla yediğimiz gıdalarla ilgili yapılan birçok hata var. Bunlar yanlış beslenmeye yol açıyor. Birçok insan, sağlıklı yaşamak için yemek seçimlerine özen gösterir. Çocuklar için seçilen yemeklerin protein ve mineral açısından zengin olmasına dikkat edilir.

 

Hastalandıklarında çeşit çeşit karışımlar hazırlanır ki çabuk ayağa kalkabilsinler. Aynı şekilde eşler birbirine, öğrenciler ev arkadaşlarına hastalandıklarında iyi bakabilmek için ellinden geleni yapar. Ancak sağlıklı olduğunu düşünerek tükettiğimiz yiyecek ve içecekler bazen yanlış beslenmemize neden olabiliyor. Üstelik doğru bildiğimiz bu yanlışlar yalnız hastalık durumlarında yapılmıyor.

 

Günlük hayatta sıklıkla yediğimiz gıdalarla ilgili yapılan birçok hata var. Et yemeklerinin yanında ayran içmek, yemek arasında su içmemek, balı sıcak su veya sütle karıştırmak bunlardan yalnızca birkaçı. Bu yanlışların neler olduğunu öğrenmek isterseniz uzman diyetisyenler Turgay Köse, Dilara Koçak ve bilim doktoru Haluk Saçaklı ‘nın tavsiyelerini okuyun.

 

Balık yanında yoğurt yememek:

Bilinenin aksine balık tazeyse yoğurtla birlikte yenilmesinde sakınca yok. Zehirlenmenin sebebi yoğurt değil, balığın içinde bulunan ‘histamin’ proteini. Bu madde yoğurtta da olduğundan, birlikte yenildiğinde vücuttaki ‘histamin’ miktarı artabiliyor ve alerjik durumu olan kişilerde kızarıklığa ya da kaşıntıya neden olabiliyor. Balığınızın tazeliğine güveniyorsanız, yoğurtla birlikte tüketmenizin hiçbir sakıncası yok.

 

Pekmeze yoğurt veya süt eklemek:

Genellikle anneler faydalı olduğunu düşündüğü için çocuklarına yedirdikleri pekmeze yoğurt veya süt katar ya da tam tersi süte pekmez ekler. Hâlbuki sütün içinde bulunan kalsiyum, pekmezde bulunan demirin emilimini azaltıyor. Demir, C vitamini ile birlikte tüketildiğinde emilim artıyor ve C vitamini demirin vücutta daha iyi kullanılmasını sağlıyor. Bu sebeple pekmez, süt yerine portakal suyu ile karıştırılırsa çok daha faydalı olacaktır.

 

Et yemekleri yanında ayran içmek:

Et yemeklerinin yanında ayran içmek vazgeçilmez geleneklerimizdendir. Fakat yukarıda anlattığımız nedenden dolayı et ve ayranı ya da yoğurdu bir arada tüketmemek gerekiyor. Etteki demirin emilimini, ayrandaki kalsiyum azaltıyor. Eğer et yemeklerini de C vitamini ile birlikte yerseniz emilim artacaktır. Mesela et yemeğinin yanına, içinde maydanoz ve biber olan bol limonlu bir salata hazırlayabilirsiniz. Böylece C vitamini açısından zengin olan maydanoz, biber ve limon sayesinde etteki demirden maksimum fayda sağlarsınız.

 

Ispanağı yoğurtla birlikte yemek:

Ispanakta da demir vitamini olduğundan yoğurtla yememeniz gerekenlerden. Sadece ıspanağı değil, içinde demir olan yiyecekleri kalsiyumla tüketmeyin.

 

Yemek yanında su içmemek:

Birçoğumuz yemek yerken su içmenin kilo aldıracağını düşünürüz. Ne kadar susasak da su içmeyi yemekten 1-2 saat sonrasına saklarız veya yemeğe başlamadan içeriz. Kulaktan dolma bu inancın tersine yemek sırasında su içmek kilo aldırmaz, tam tersi iştahı yatıştırmaya yardımcı olur. Yalnızca sindirim sorunu olanlar yemek sırasında su içmemeli.

 

Aç karnına limonlu, sirkeli su veya greyfurt suyu içmek:

Kilo problemi olan birçok insan, aç karnına sirkeli, limonlu su veya greyfurt suyu içmenin zayıflatacağını düşünür. Suya eklenen limon veya greyfurt, C vitamini içeriği dolayısıyla, güne başlarken kendini iyi hissetmenizi sağlayabilir. Ancak bu uygulamanın ne yazık ki zayıflatıcı hiçbir etkisi yok. Hatta sindirim sisteminizde rahatsızlık varsa sirkenin zararlı etkileri de olabilir.

 

Zeytinyağı, katı yağlar gibi kilo aldırmaz:

Zeytinyağı kalp ve damar sağlığı için faydalı olsa da kilo yapma bakımından diğer yağlardan farksız. Zeytinyağı da olsa margarin de olsa bütün yağların 1 gramı 9 kalori enerji veriyor. Yani zeytinyağı da gereğinden fazla tüketildiğinde kilo yapıyor.

 

Balı sıcak sütle karıştırmak:

Kendimizi biraz kötü hissettiğimizde, grip olacağımızı düşündüğümüzde hemen aklımıza gelir sıcak suya bal ve limon karıştırıp içmek. Sıcak sıcak içmeye önem verdiğimiz bu karışımın boğazlarımıza iyi geleceğini düşünürüz. Sıklıkla yaptığımız bu yanlış, aslında baldaki protein, mineral ve enzimlerin kaybedilmesine neden oluyor. 43 derecenin üzerinde ısıya maruz kalan bal, tüm besin değerini yitiriyor ve sıcak suyun, sütün ya da çayın içinde yalnızca tatlandırıcı işlevi görüyor. Bu nedenle balı ılık su, süt veya meyve suyu ile tüketmeye özen gösterin.

 

Kolesterolü artırır diye yumurta yememek:

Yumurta anne sütünden sonra en kaliteli protein kaynağı olarak kabul edilir. Bu sebeple hiçbir sağlık problemi olmayanlar günde 1 yumurtayı rahatlıkla yiyebilir. Kolesterol, şeker veya tansiyon gibi problemi olanların haftada 2 yumurta tüketmesi daha uygu. Yumurtayı haşlama olarak yiyebileceğiniz gibi menemen, omlet, çılbır şeklinde 1 tatlı kaşığı yağ ile tüketebilirsiniz.

 

Kepek ekmek ve light ürünler, kilo aldırmaz:

Kepek ekmeğinin kalorisi, beyaz ekmeğe göre biraz daha az olduğundan, kadınlar genellikle kepek ekmek yemeyi tercih ediyor. Ancak kepek ekmek ile beyaz ekmek arasında çok büyük bir kalori farkı yok. ‘Nasılsa kalorisi az’ diye kepek ekmeğini fazla tüketenler ise zayıflamak yerine kilo alıyor. Aynı şekilde üzerinde light yazan yiyecek ve içeceklerin tüketimlerine de dikkat edilmesi gerekiyor. Çünkü bu ürünlerin içinde şeker olmamasına rağmen yağ, un, tuz gibi lezzet veren öğeler var.

 

Yemekten hemen sonra meyve yememek:

Yemekten sonra meyve yenilmesinin yağlanmaya sebep olacağı düşünülür. İkinci tabak yemek yerine, bir porsiyon meyve (1 elma, 1 portakal, 2 mandalina veya 1 armut ) yemek daha az enerji alımını yani daha az yemeyi sağlar. O nedenle yemek sonrası doygunluk sağlanamıyorsa, aşırıya kaçmayarak meyve yenilebilir. Ancak her besinin aşırı tüketilmesi yağ olarak depolanmasını artırır.

 

 

 

 

 

alıntı : internet medyasından …

Alıntı  kronobiyoloji; vücudunuzunda bir saati olduğunu biliyor muydunuz?

KRONOBİYOLOJİ ( BİYOLOJİK SAATİMİZ )

Beynin hipotalamusunda yer alan bir grup sinir hücresi (biyolojik saat merkezi) bütün yaşam ritmini düzenliyor , çevreden gelen döngüsel sinyalleri, özellikle de gün ışığı ile karanlığı kaydediyor ve bedendeki döngüsel biyolojik olayları yönlendiriyor. Bu bölge, otomatik olarak uyku, tansiyon, vücut sıcaklığı, uyanma vb. pek çok yaşamsal fonksiyonlarımızı ayarlıyor.

Yirmidört saatlik döngülerle, vücudunuzdaki kan basıncı, ısı, hormon üretimi, metabolizma hızınız, alerjiye ve toksinlere karşı duyarlılığınız bile yükselip düşer.Bağışıklık sistemimizin de günlük bir ritmi var. Örneğin bakteriyel bir enfeksiyona yakalandığımız zaman ateşimiz genellikle öğleye doğru yükselir. Virüse bağlı hastalıklardaysa akşama doğu ateş yükselmesi olur.

Kişiden kişiye değişiklik gösteriyor mu?

Çocuk psikoloğu Herve Caci ’nin 200 ergen üzerinde yaptığı bir araştırmanın sonucu. İlkbahar ya da yazın doğan çocuk, uzun süre aydınlık günlerde büyüyor. Bu da melatonin üretimini etkileyip ileride gece geç yatmayı sevecek olan bebeğin nöron bağlantılarını şekillendiriyor. Örneğin, mart ya da nisan ayında doğmuşsanız, gececi olma şansınız daha fazla. Gündüz insanı iseniz, sabahları kurduğunuz saat daha çalmadan gözlerinizi açarsınız. Çünkü biyolojik saatinizin uyanma zamanı gelmiştir. Geceleri belli bir saatte uyku bastırır. Bu zaman dilimini atlatabildiniz mi daha uzun süre uyanık kalabilirsiniz. 

Biyolojik saat nasıl çalışır?

06.00: Kortizon salgılanmasıyla organizma uyanır. Bu uyanma vücut için kendini yavaş yavaş kalkmaya hazırlama işaretidir. Metabolizma hareketlenir ve o günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır olur.

07.00: Vücut hala zayıf bir safhadadır. Bu nedenle bu saatte spor yapmaktan kaçının. Çünkü kalbe ve dolaşıma gereksiz yere yüklenilmiş olur. Spor yerine güzel bir kahvaltı edin, çünkü sindirim organları bu saatte iyi çalışır: Karbonhidratlar bizim için yararlı olacak enerjiye çevrilir,geceleri ise yağa.

08.00: Bu saat seks için en iyi zamandır, çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar. Romatizması olanlar uzuvlarındaki ağrıyı gün boyu daha kuvvetli hissederler. Sigara tiryakileri için de durum farklı değildir. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla daraltır ve zararlıdır. Nikotinin insan sağlığına en fazla zarar verdiği saattir.

09.00: Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saattir. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız, bu en doğru zamandır. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülür. Vücudumuz röntgen ışınlarına karşı daha dirençlidir. Röntgen çekimi için en uygun zamandır.

10.00: Organizma şimdi faaliyete, harekete hazır durumdadır: Fazla enerjiktir, vücut en yüksek ısısına ulaşmıştır, verimliliğimiz en üst düzeydedir. Kısa süre belleği iyi durumdadır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur. Fakat dikkat edilecek nokta şudur:Saat  on, on iki arası enfarktüs olaylarına sık rastlanır.

11.00: Vücudumuzun tam formunda olduğu bir saattir. Kalp ve dolaşım o kadar zinde durumdadır ki, yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Verimli olmaya programlanmışızdır. Sanki savaşa hazır durumda gibiyizdir. Hazır cevabızdır ve özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde hiç zorlanmadan yapılabilir.

12.00: Vücudun dinlenmeye ihtiyacı vardır. Dikkat azalır ve  uyku basar. Midedeki asit miktarı fazlalaşır (hatta bir şey yemesek bile), beyindeki kan azalır, çünkü kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılır. Öğle uykusu uyuyabilen kişide istatistiklere göre enfarktüse yüzde 30 oranında az rastlanır.

13.00: Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik gün ortalamasının % 20 aşağısındadır. Bütün organlar en alt düzeyde çalışır. Sadece safra, öğle yemeğini hazmettirmek için faaliyettedir.

14.00: Kendimizi bitkin hissederiz, çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşmüştür. Diş hekiminden  korkan kişi doktordan bu saatte randevu almalıdır. Çünkü bu saatte acıyı daha az hissederiz. Lokal anestezi uzun süre devam eder (30 dakika). Sabahları bu süre 12 dakika, akşamları ise 19 dakikadır.

15.00: Yeni işlere hazır olun. Enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. İkinci kez verimliliğe yaklaşırız, gerçi bu verimlilik sabahkinden azdır.  

16.00: Spor faaliyetleri için en iyi saattir. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır. Antrenmanlar için de en iyi zamandır. Asit önleyici ilaçların etkisi bu saatte çok iyidir.

17.00: Organların faaliyeti üst düzeydedir. Kuvvetimiz artar, oksijenin harcanması fazlalaşır. Böbrekler ve mesane özellikle çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır. Fakat mide ülseri olan hastalar için durum kritiktir. Öğleden sonra geç saatlerde ve akşamın ilk saatlerinde midedeki asit miktarı fazlalaşır.Saat 17’ye doğru mide kanamasından dolayı hastanelere gelenlerin sayısı artar.

18.00: Akşam yemeği için iyi bir saattir: Pankreas bu saatte özellikle aktiftir. Karaciğer bile alkole karşı her zamankinden daha hoşgörülü ve dayanıklı sayılabilir.

19.00: Tansiyon ve nabız genelde bu saatte tembelleşir. Bu nedenle; tansiyonu düşüren ilaçlar konusunda dikkatli olmalısınız. Bu ilaçlar tehlikeli olabilirler. Sinir sistemi üzerinde etkili olan ilaçların tesir derecesi de bu saatte oldukça fazladır.

20.00: Karaciğerdeki yağ düzeyi düşer ve harcanmış kan kalbe tekrar her zamankinden daha fazla akar. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalıdırlar. Etkisi hemen görülür. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde olur.

21.00: Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir. Davetleri sevenler dikkatli olmalıdırlar. Yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır. Ve bu durum tehlikelidir. Kalan yemekler bağırsak sahasındaki mukozaya hücum eder. O yüzden bu saatte özellikle kilolu olanlar yemek konusunda dikkatli davranmalıdırlar.

22.00: Bu saatte vücudumuzun polisi akyuvarlar özellikle aktiftir. Sayısı azaltılması gereken ilaçlar için bu çok elverişli bir saattir. Bu ilaçlar yanlış zamanda alındığı takdirde enfeksiyon tehlikesi fazlalaşır. Sigara içenler de son sigaralarını içmelidirler, çünkü bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri daha zor atar.

23.00: Organizma gün boyunca aktif bir şekilde faaliyet gösteren stres hormonu salgılamasını durdurur. Bu saatte sakinleşiriz, rahatlarız, gevşeriz. Tam dinlenme saatidir. Metabolizmanın faaliyeti en alt düzeydedir. Tansiyon, kalbin frekansı ve vücudun ısısı düşer. Gebelerde doğum sancıları çoğu zaman bu saatte olur. Çünkü sancıya neden olan hormonların salgılanması üst düzeydedir.

00.00: Uyuduğumuz sırada deri hücreleri durmadan çalışır. Gündüzde olduğundan daha sık bölünürler. İlk rüya safhası bu saatte başlar ve ilk yarım saat içinde rüya görmeye başlarız.

01.00: Verimliliğimiz en alt düzeydedir. Bu saatte hala çalışanlar hata yaparlar, dikkat son derece azalır. Çünkü vücut kendini uyumaya programlamıştır. Kısa sürede en derin uykuya dalınır. 

02.00: Araba sürenler bu saatte dikkatli olun. Yolda olanlar arabayı çok dikkatli sürmelidirler. Çünkü görme zayıflar, görünenlere karşı tepki yavaşlar. Bu nedenle trafik kazaları da bu saatte olur. Vücudumuz soğuğa karşı aşırı derecede hassastır. Çabuk üşürüz. Fakat derimiz acıya karşı fazla hassas değildir.

03.00: Bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır bu. Melatonin hormonunun salgılanması bizi tembelleştirir ve oldukça kararsız yapar. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşır.

04.00: Stres hormonundan enerji kazanırız. Enfarktüs krizleri saat dört ile altı arasında özellikle fazladır. Çünkü tansiyon oldukça fazla yükselir, kalp damarları çabuk gerilir. Hamile kadınlar için de değişik bir durumdur bu. Çünkü yapılan araştırmalara göre bebekler daha çok saat dört ile beş arası dünyaya gelir.

05.00: Bu saatte vücuttaki erkeklik hormonu çok fazla salgılanır. Stres hormonunun konsantrasyonu bizi faaliyete geçirmiştir. Bu hormon gündüz değerinin tam altı katına çıkar. Yani hormon salgılaması en üst düzeye çıkmaya hazırlanmaktadır. Vücudumuz harekete geçer, kaybolan enerji yeniden geri gelir. Artık yeni bir güne başlamak için vücudumuz hazırdır.

alıntı : http://sedat000777.spaces.live.com adresindendir …

Klimasız serinleme …

Klimasız ortamda nasıl serinlersiniz…?

" Eskiden klima mı vardı? " diyenler çıkacaktır. Ama klima artık o kadar hayatın içindeki Klimasız ortamlarda sıcaklara katlanmak çöl insan için oldukça zor. Sayacağım öneriler sizi klimasız bir evde bile serin tutmak konusunda işinize yarayabilir…

Ev içinde hava dolaşımını sağlamak için vantilatör ve tavan pervanesi kullanın. Sıcak havayı dışarı atmak için kapıları açmak ve vantilatör kullanmak bir " egzoz " sistemi olarak görev yapabilir ev içindeki her şeyi biraz daha serinletebilir. Daha serin olan akşamlarda bütün pencereleri açın ve mümkün olduğu kadar çok hava dolaşımına izin verin. Güneş doğduğunda ise evi mümkün olduğu kadar uzun süre serin tutabilmek için bütün kapı ve pencereleri kapatın; perde ve panjurları da kapattığınızdan emin olun. Akşamları veya geceleri hava tekrar serinlediğinde de camları ve vantilatörleri tekrar devreye sokun.

Suyun serinletici gücünden faydalanın. Kovalara su doldurup ayaklarınızı ıslatın. Islak havlu ve bandanalar baş üzerine veya omuzlara konduğunda serinletici bir etki yapar. Serin duşlar alın.

Aşağılara inin. Sıcak hava yükselir, bu yüzden üst katlar altlardan daha sıcak olacaktır. Bodrum katı öğlen sıcağından iyi bir kaçış yolu olabilir.

Fazla sıcaklık kaynaklarını yok edin. Ampuller gereğinden fazla ısı yayar, tıpkı açık bilgisayarların yaptığı gibi. Ocak kullanmaya gerek kalmaması için taze yiyecekler tüketin.

Belli bir miktar suyu vücutta tutmaya dikkat edin, yani hava sıcak değilken tükettiğinizden daha fazla su tüketin. Eğer çok fazla terliyorsanız, elektrolitlerin yerine yenilerini koymak için ya yemeğinizin yanında bol su içmeli ya da elektrolit sağlayıcı özel içecekler içmelisiniz. Susamak su kaybının ilk belirtisidir; bunu engellemek için susamadan önce yeteri kadar su ya da sıvı almalısınız.

Alkol ve kafeinden kaçının, bu iki madde de idrar söktürücü görevi yapar ve su kaybını teşvik eder.

Ev yapımı bir klima için, açık bir soğutucunun ya da bir kase buzun arkasına konmuş vantilatörün önüne oturun.

Sıcak artık dayanılmaz bir hal almışsa, günün en sıcak saatleri boyunca klima sistemi olan halka açık yerlere gidin. Kütüphaneler, alışveriş merkezleri ve sinemalar serinlemek için iyi birer yer olabilir.

Beden ısısını artıracak ve vücudun ısınmasına sebep olacak olan büyük porsiyonlu ve fazla proteinli yiyecekler tüketmeyin.

Sıcakla ilgili acil durumlar, kramplar, güneş çarpması gibi ısıya bağlı rahatsızlıkların belirtileriyle ilgili bilgi sahibi olun. Acil durumlarda ambulans arayın ve hastayı yardım gelene kadar serin tutmaya çalışın.

Benim dışarıda sık kullandığım bir yöntemde biraz muzipce…

Yaya olarak gideceğim yere giderken, yolumu orta büyüklükteki marketlerin olduğu yerlerden seçerim…Böylelikle… Hem Yoğurt, peynir, Tereyağ, Margarin vb. ürünler üzerindeki kültürümü arttırıyorum, hem de ciddi ciddi üşüme sınırına yaklaşıyorum.

Son olarak, ev hayvanlarının da hava ısındıkça rahatsız olduklarını unutmayın. Onlara soğuk duş aldırmak vücut ısılarını düşük tutmakta yardımcı olur. üzerinde yatabilecekleri serin bir havlu veya vantilatörün hemen yanına koyacağınız ıslak bir bez hayvanınızı serinletecektir. Onlara içmeleri için bol soğuk su sağlayın. Bir ev hayvanında sıcak çarpmasının belirtileri nefes nefese kalma, büyük gözler, çok fazla sayla salgılamak, sıcak cilt, seğiren kaslar, kusma ve göz kamaşmasıdır. Eğer hayvanınız bu belirtileri gösteriyorsa veterineri arayın.

 

Kuru Temizleme ?

Kuru temizleme nasıl yapılıyor?

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Ancak örneğin yünlü kumaşlarda olduğu gibi, birçok kumaş türünde su etkili olamayabilir. Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir.

Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır. Joly Belin adında bir Fransız, kazara giysisinin üzerine kerosen dökmüş ve bunun giysisinin üzerindeki lekeyi temizlediğini hayretle görmüştü. Bu işin üzerine giderek 1840 ‘lı yıllarda Paris ‘de ilk kuru temizleme işletmesini açmıştı.  

Başlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz veya kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada ‘ perkloroetilen ‘ veya kısaca ‘ perk ‘ diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır. Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.

Kuru temizleme yapılan giysileri eve getirdiğinizde, beraberinde baş ağrısı ve mide bulantısı riskini de getirdiğinizi unutmayın. Kuru temizlemede kullanılan bu ‘ perk ‘ isimli madde çok toksik olup, vücudumuzun önemli organları ve sinir sistemimiz üzerinde zararlı etkileri vardır.

Havada milyonda yüz parçacık olunca zararlı etkileri görülmeye başlanılan bu çözücünün oranının, kuru temizleme yapılmış bir giysinin, kapalı bir arabaya konulup, on beş dakika tutulması ile milyonda 350 ‘ye ulaştığı tespit edilmiştir. İster inanın, ister inanmayın birçok kumaş türü kuru temizleme gerektirmez. Kuru temizlemenin tek avantajı kumaşların çekmelerine ve şekillerini kaybetmelerine yol açmamasıdır.

Üretici firmaların, giysilerin etiketlerine ‘ sadece kuru temizleme ‘ şeklinde ikaz yazmalarının ana sebebi, garanti süresince geri almak zorunda oldukları giysileri, çekme ve deformasyon tehlikesinden korumak içindir. Özellikle ipek ve suni ipekten yapılmış giysiler güvenli bir şekilde elle yıkanabilirler.